Başlıca ana grup ilaçlar; alfa blokerler, 5 alfa redüktaz inhibitörleri ve fosfodiesteraz 5 inhibitörleridir. Bazen semptomları giderme ve yaşam kalitesini arttırmak amaçlı olarak antikolinerjikler ve desmopressin içeren ilaçlar da ana grup ilaçlara eklenebilir.
Alfa bloker ilaçlar mesane boynundan prostata doğru ilerleyen düz kaslarda gevşemeye yol açarak daha rahat idrar yapılması amaçlanır. Tedavi edici özellikleri yoktur. Etkisi 24 saat sonra biteceği için günlük 1 adet kullanılmaları gerekecektir. Birbirlerine hem semptım giderme hem de yan etki profilleri açısından bariz üstünlükleri yoktur.
En sık yan etkileri baş dönmesi, sersemlik, burun tıkanıklığı ve meninin geriye kaçmasıdır. Bu yan etkiler hastaların büyük kısmında görülmez ve genellikle hafif seyredip zamanla kaybolacaktır. Ciddi yan etki durumunda doktorunuz ya etken maddeyi değiştirecektir ya da tedavi planında cerrahi yöntem gündeme gelecektir.
5 alfa redüktaz inhibitörleri ilaçlar ise tedavi edici özellikleri olmakla birlikte bu özelliklerini aylar sonra gösterebilmektedir. Yaptıkları hormonal etki ile prostat büyümüsini durdurabilmekte ve küçültebilmektedirler. Ancak yine aynı etki ile sertleşme probleri ve cinsel isteksizlik yan etkileri de oluşturabilmektedirler.
Fosfodiesteraz 5 inhibitörleri de tıpkı alfa blokerler gibi düz kaslar üzerinden etki ederek rahat idrar çıkımını sağlarlar. Aynı zamanda sertleşme problemleri için de tedavi edici özellikleri olan bu ilaçların en dezavantajlı yanları ise SGK ilaç ödeme kapsamında olmayıp ücretli alınmalarıdır.
İyi Huylu Prostat Büyümesi Ameliyatı
Her hastanın kendi özel durumuna göre karar verilmekle beraber iyi huylu prostat büyümesinde ameliyatı gereklilik halleri şunlardır;
- İlaçlara yanıtsız belirgin semptom
- Mesanede taş
- Sonda takılmasını gerektirmiş idrar yapamama hali (akut idrar retansiyonu)
- İşeme sonrası mesanede kalan yüksek hacimli idrar nedeniyle gelişen böbrek yetmezliği
- İyi huylu prostat büyümesine bağlı kanamalar
- İyi huylu prostat büyümesine bağlı tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları
HOLEP Ameliyatı, TUR- Prostat Ameliyatı
Ameliyat yönteminin seçiminde de her hastanın kendi özel durumuna göre karar verilmelidir.
Prostat dokusunun endoskopik (kapalı ameliyat) olarak çıkarılmasında her ne kadar yeni enerji yöntemleri geliştirilse de özellikler 80-100 cc hacminin altındaki iyi huylu prostat büyümesinde altın standart cerrahi yöntemi hem Avrupa’da hem de dünyanın diğer gelişmiş ülkelerinde plazma kinetik enerji ile uygulanan TUR-P’dir (transüretral prostat rezeksiyonu).
Daha büyük hacimli prostata sahip hastalar da ise en sık kullanılan iki yöntem ise açık prostat ameliyatı, HOLEP (holmium lazer) ya da THULEP(thulium lazer) yöntemidir. İkisinin de birbirine çeşitli avantajları mevcuttur. Bu yöntemlerin seçiminde cerrahın yöntemlere olan tecrübesi, hastanın bu yöntemlere uygunluğu ve hastanenin teknik durumu etkilidir.
İyi Huylu Prostat Büyümesi Ameliyatının Yan Etkileri
İyi huylu prostat ameliyatlarının da diğer tüm cerrahi yöntemler gibi bazı istenmeyen yan etkileri mevcuttur. Toplumda sıkça ancak yanlış bilinen durum ise bu ameliyatlardan sonra sertleşme bozukluğu olacağı ve hastanın cinsel hayatının bozulacağıdır.
Bu bilgi doğru değildir. İyi huylu prostat büyümesi ameliyatlarından sonra sertleşme problemi görülme olasılığı neredeyse yoktur. Sadece sınırlı oranda hastada meninin ileriye doğru değilde geriye, mesane içine kaçmasından dolayı bir miktar orgazm bozukluğu olabilmektedir. Ayrıca bu ameliyatlardan sonra idrar kaçırma olasılığı da %1-2 civarındaır.
Hem sertleşme bozukluğu hem de idrar kaçırma problemleri iyi huylu prostat ameliyatlarında olmayıp bunlar prostat kanseri cerrahilerinde bazen karşımıza çıkabilmektedir.
İyi huylu prostat ameliyatlarından sonra görülebilecek üretra darlığı (idrar kanalı darlığı) en can sıkıcı durumlardan biridir. Kapalı yöntemlerden sonra %10 oranına kadar görülebilmekle birlikte açık prostat ameliyatlarından sonra bu oran %2 civarıdır.
Üretra darlığı gelişimini en aza indirmek ve hastanın tekrar cerrahi ihtiyacının olmamasını sağlamak adına ilk yapılan ameliyat yönteminin doğru seçilmesi, cerrahın tecrübe ve yeteneği, hastanenin teknik donanımı üst seviyede olmalıdır. Tüm bunların dışında hastaya ait faktörler de önemlidir. Hastanın kalp sağlığı durumu, sigara tüketimi ve genetik özelliklerine bağlı yara iyileşme süreci de üretra darlığı gelişip gelişmeyeceğini etkileyecektir.